CHP'DE BİRLİKTELİK SAĞLANDI

23 Şubat 2015 - 17:13

CHP) Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş, önceki gün gerçekleşen olağanüstü kongre sonrasında il binasında gündemdeki konuları değerlendirdi. Toplantıda CHP İl Yönetimi ve CHP Merkez İlçe yönetiminin ...

CHP) Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş, önceki gün gerçekleşen olağanüstü kongre sonrasında il binasında gündemdeki konuları değerlendirdi. Toplantıda CHP İl Yönetimi ve CHP Merkez İlçe yönetiminin bir arada bulunması birlikteliğin sağlandığını gösterdi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş, partisinin il binasında bir basın toplantısı düzenledi. Toptaş’ın toplantısına CHP İl Başkanı Nevzaet Ercan, Merkez İlçe Başkanı Kemal Demirkırkan, Eski İl Başkanı Nimet Kaynar ve yönetim üyeleri katıldı. Partideki birlikteliğin demokrasi ile sağlandığını belirten CHP’li Toptaş konuşmasında şunları söyledi:

DEMOKRATİK YÖNTEMLE PROBLEMLERİ ÇÖZDÜK
“Dün partimizde bir olağanüstü kongre yaptık. Yeni İl başkanımızı ve il yönetimimizi seçtik. Bana basın toplantılarında yada karşılaştığımızda sorardınız, ‘CHP’de basına yansıyan sorunlar var’ diye. Bende ‘bu sorunlar benim üzerimde şu yada bu şekilde yorum yapacağım sorunlar değil ama biz sorunlarımızı partililerimiz kendi içlerinde demokratik yöntemlerle aşarlar, çözerler’ demiştim her seferinde. Gerçekten CHP ve CHP’li partililer kendisine yakışan bir kongre ile kendi içlerindeki yönetim sorununu çözdü ve artık barışçı, demokratik yarış içerisindeki kongre ile yeni bir yönetim görevlendirdi. Kaybeden kazanan diye bir seçim sonucu olmadı. CHP kazandı. Seçime giren arkadaşlarımızın hepsi partinin başarısı için aday olmuşlardı. Şimdi yine hepsi önümüzdeki süreçte partinin başarısı için omuz omuza çalışacaklar. Ben buna inanıyorum. Dün ki kongreyi görenlerde bunu az çok tahmin edebilirler. Bundan sonra önümüze bakacağız. 29 Mart’ta ön seçimlerimiz var. Önseçimlerde kazananın ve kaybedenin olmadığı CHP ve Türkiye kazansın diye barış içerisinde bir yarışla adaylarımızı partililerimiz belirleyecek.”

POLİS HALKI TACİZ EDEBİLECEK
Ülke gündeminden düşmeyen İç Güvenlik Yasasına da değinen Ahmet Toptaş, polise verilen yetkilere dikkat çekerek, “Mecliste bir iç güvenlik yasası görüşülüyor. Meclisteki kavgaların altında nelerin yattığı çok fazla kamuoyuna yansımıyor. İç Güvenlik Yasası diye getirilen yasa Tayyip Erdoğan’ın tek adam yönetiminin yani bir kaçak saray diktatörlüğünün son tuğlalarının konulduğu bir yasa. Polise çok geniş yetkiler veren ama denetim ve fren mekanizması olmayan bir yasa. Savcıyı hakimi devreden çıkaran ve her şeyi idarenin denetimine veren bir yasa. Polis vaziyet ve salahiyet kanununda polise kullanma yetkisi verildikten sonra 183 tane polis kurşunu ile insan öldü. şimdi bu çok daha kolaylaştırılıyor. Polisler silah kullanma yetkisi çok kolaylaşıyor. Bundan sonra ne olacağı belli değil. Polis artık bundan sonra herkesi arayabilecek. İtiraz etme hakkınız bile yok. Eskiden arama kararı için savcının talebiyle yargıcın izni gerekirdi. Şimdi Kaymakamın yada Valinin tayin ettiği bir polis amirinin sözlü talimatını aldım diye sokaktaki bir polis herhangi vatandaşımızı arayabilecek, taciz edebilecek, itibarsızlaştırabilecek. Polise gözaltı yetkisi veriyor 48 saate kadar. Gözaltı savcının işidir. Şimdi kimin gözaltına alındığından yakınlarının bile haberi olmayabilir. Hatta gözaltına alınan bir yeri kimse bilmeyebilir. Buradan da gözaltına alınan şahsın neyle karşılaşacağını tahmin etmek mümkün değil” dedi.

BARIŞÇIL EYLEMLERDEKİ İNSANLAR SUÇ ÖRGÜTÜ GİBİ GÖRÜLECEK

Toptaş konuşmasında eylem yasasını da eleştirdi: “Yine toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasasında yapılan değişiklikte çok ağır suçlar getirildi. Yani bir toplantıya katılma artık o kadar zorlaştırıldı ki, barışçı bir toplantı veya gösteriye katılmak bile suç haline geldi. Düşünün işçiler kendilerine yapılan haksızlığı protesto etmek için, madenci aileleri kendilerine yapılanları protesto etmek için çocuklarını kaybeden ve üst geçit yapılmasını isteyen insanlar yada tarım ürünlerinin fiyatlarını az gördüğü için üzümlerini yola döken insanların hepsi yapılan değişiklikle her biri ceza ile muhatap, karşı karşıya hepsi suç örgüt üyesi gibi değerlendirilebilmeye açık bir noktaya getirildi. Valilere olağanüstü hal yetkisi verildi. Yani bir vali bir kentte ‘kentin durumunu iyi görmüyorum. Olağanüstü hal ilan ediyorum’ dediği zaman istediği yasayı uygulayabilir. Polis kadrosunun tümünü değiştiriyorlar. Jandarmayı polis haline getiriyorlar. Bu yasa çok büyük tehlikeler içeren bir yasa. Uygulandığı zaman Türkiye’nin başına çok belalar açacak bir yasa. Demokrasiyi ortadan kaldıran, Türk devletini ortadan kaldıran bir yasa. Onun için direniyoruz. O direncimiz nedeniyle de bir diktatörlüğü oluşturmaya çalışanların saldırısıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bizim şiddet yanlısı gibi gösterip ‘bunlar Molotofçu, bunlar bonzaici’ diye son derece ahlaki değerleri düşük bir saldırıyla bize saldırarak bir diktatörlük yasasını halkın gözünden saklayıp geçirmek istiyorlar. Bu konuda herkesin sorumluluk alması, uyanık olması, herkesin bulunduğu her yerde yasaya karşı mücadele edenlere destek vermeleri gerekiyor.”

SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİNİ VE BAYRAĞI BİZ DİKECEĞİZ
Kobani’ye taşınan Süleyman Şah Türbesi’nde hükümetin sahte kahramanlık yaptığını dile getiren Toptaş şu ifadelere yer verdi: “Bize yurt dışındaki, ülkemizin sınırı dışındaki tek toprağımız olan ata yadigarı tarihimizi oluşturan büyüklerimizden Süleyman Şah’ın Saygı Türbesi boşaltıldı ve kaçırıldı. Biz dünyanın en güçlü devletlerinden biri olduğumuzu, ekonomimiz güçlü olduğumuzu ve silahlı kuvvetlerimizin güçlü olduğunu söylüyoruz. Ama sapkın bir eşkıya grubunun işgal ettiği Süleyman Şah Türbesi’ni o işgalden kurtarmak yerine PKK’nın Suriye’deki uzantısı ile ortak operasyon yapıyoruz. Süleyman Şah’ın naşını kaçırıyoruz. Türk Bayrağını yerinden söküp kaçırıyoruz. Getiriyoruz Kobani’ye dikiyoruz. Ve PKK’nın Kobani’deki kolunun işgali altındaki toprakta Abdullah Öcalan’ın posterinin asılı olduğu bayrak bir tarafta PYD’nin bayrağı bir tarafta, orta yerinde Türk Bayrağı ve onun altında Süleyman Şah’a türbe yapacağız. Bu utancı onur diye Türk halkına takdim edenler bu utancın altında ezilecektir. Söyledikleri her yalan gibi Süleyman Şahımızın naşından kalanları kaçırıyoruz. Kutsal eşyaları kaçırıyoruz. PKK ve Apo’nun gölgesindeki bir yere defnedeceğiz buraya diye kahramanlık destanı yazdıklarını anlatıyor havuz medyası. Bu utanç bunlara yeter. Türk halkı böyle bir kaçışı içselleştiremez kabul edemez. Biz bir gün mutlaka Süleyman Şah’ın türbesini şehitliğine yeniden taşıyacağız. Türk bayrağını bir daha orada hiç kimsenin kaçıramayacağı ya da hiçbir kimsenin etrafını kuşatamayacağı bir şekilde korumamız altında oraya dikeceğiz.”

TÜRKİYE KAOSA SÜRÜKLENİYOR
Ahmet Toptaş gündem değerlendirmesinde gizli bir gücün sanki ülkeyi ele geçirdiğini iddia etti ve “Zor günler geçiriyoruz. Türkiye bir karanlığa itilmek için her koşul yaratılıyor. Hukuk devleti insan hakları, demokrasi, insan yaşamı her şey bir karanlığa doğru sürüklenmiş halinde Türkiye kaosa sürükleniyor. Bu tek adamın tanımazlığı ve toplumu germesi nedeniyle kendisine oy verenlerin dışındakileri sanki düşman ilan eden yönetimle karşı karşıyayız. Toplumdaki yoksulluk, yolsuzluk, sefalet, işsizlik, 5,5 milyon insan işsiz. Üniversiteler kaynamaya başladı. Ege Üniversitesi’nde 3 gün önce bir gencimiz bir çatışmada şehit oldu. Yine Süleyman Şah Türbesini kaçırırken görevlendirdikleri bir askerimiz şehit oldu. Kadınlarımız kızlarımız çok vahşice katlediliyor. Türkiye kaosa sürükleniyor. Sanki bir el Türkiye’yi bir yerlere götürmek için her türlü karanlık işi çevirir halde. Ama önümüzde bir ışık var. 7 Haziran seçimleri Türkiye’yi aydınlığa çıkarmanın bir ışığı olacak. Halk bu karmaşayı demokrasiyle, hukukun egemen kılınarak çözebileceğinin farkında” dedi.

ÇETİNKAYA İÇİN YÜREĞİMİZ DAĞLANIYOR
Cumartesi günü 66. ölüm yıldönümünde sadece CHP’nin Ali Çetinkaya’ya sahip çıktığını hatıran gazeteciye Toptaş, yüreğinin dağlandığını vurguladı ve hükümeti eleştirdi: “Tarihine sahip çıkmayanların Ali Çetinkaya’ya sahip çıkmasını beklemek zor. İktidarın Ali Çetinkaya’ya sahip çıkmasını beklerdim. Çünkü Ali Çetinkaya önemli bir devlet adamı. Birçok insanın ölüm yıldönümüne tören yaparlar. Anma yaparlar. Ama Ali Çetinkaya’ya yapmamış olmaları bende üzüntü ile karşılıyorum. Ali Çetinkaya gibi bir başka ilin yetiştirdiği önemli bir devlet adamı olmuş olsaydı o neler yapabileceklerini hayal ettiğim zaman bu konudaki eksiklik yüreğimi dağlıyor. Ali Çetinkaya Ulusal Kurtuluş Savaşını başlatan adam, Yunan’a ilk kurşunu atan adamdır. Türkiye’nin yurt dışındaki bir toprağını terk edip gelen bir iktidardan bahsediyoruz. Ama Türkiye’de emperyalizmden 7 düvele karşı savaşta vücudunu siper edip tek başına ilk kurşunu atan bir komutan bir hemşehrimizi anma konusunda duyarsızlık üzüntü veriyor.”

HALK BANA GÖREV VERİRSE MÜCADELEME DEVAM EDECEĞİM
Toptaş adaylık başvurusunu yaptığını da sözlerine ekledi: “Adaylık başvurumu yaptım. Uzun bir süreçten sonra 2011 yılında partililerim ön seçimde beni CHP adaylarından birisi yaparak Afyon halkı da bize çok büyük ve önemli bir destek vererek beni parlementoya gönderdi. Bugüne kadar onlara layık olmaya çalıştım. Önseçim olursa aday olacağımı söylemiştim. Parti Meclisimiz önseçim kararı alınca bende adaylık başvurumu yaptım. Afyon halkı tekrar bana görev verirse yarım kalan mücadeleme devam edeceğim.”