Camide Cemaat Olmak
Camide Cemaat Olmak Bu gün çevremize baktığımızda mimarisi farklı olsa da birçok caminin varlığına şahit oluyoruz. Her gün bir yenisi daha yapılmaktadır. Yeryüzünün her tarafı mescit ...
Camide Cemaat Olmak
Bu gün çevremize baktığımızda mimarisi farklı olsa da birçok caminin varlığına şahit oluyoruz. Her gün bir yenisi daha yapılmaktadır. Yeryüzünün her tarafı mescit kılınmışken niçin camiye ihtiyaç var sorusunun cevabını aslen camiden mahrum kalanlar daha iyi anlayabilirler. İmanın ve dindarlığın göstergesi camileri yapmak hayrın ebedi olması için yarışmak Allah’ın emri olup Peygamberimizin sünnetidir. Buna karşı her gün yeni bir caminin yapılmasından ve camilerinin yap boz tahtasına çevrilmesinden ziyade, camilerin kaybettikleri misyonu kazanmalarına katkı sağlamak, orada cemaat olmak, orada namazla arınmak, insanlar içinde bir insan olma vasfını kazanmak en önemli görevlerimizdendir.
***
Camiyi sadece namaz kılınan bir mekân olarak görmek ve kabul etmek yeryüzünü mescit olarak ilan eden bir dinin yaklaşımı değildir. Bu gün camiler gerçek misyonundan kopartılmış ve içi boşaltılmıştır. Ne yazık ki camilerimiz İslam toplumunun şekillenmesinde fonksiyonunu gerçek anlamda eda edememektedir.
Medeniyetin mimarı İslam dini, namazı dinin direği olarak kabul edip, mazeretsiz cemaate katılmamaktan Müslümanları men ederken mü’minler arasında sevgi, kardeşlik ve yardımlaşma şuurunun gelişmesini hedeflemiştir. Namaz imanda zirveye emin adımlarla yükseltirken camide mü’minleri Allah katına yükselten bir vasıta ve araç olmuştur.
Cami, “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur” (Tevbe 9/18) ayetince Allah’a ve ahiret gününe inananları kulluk şemsiyesi altında toplayan, renk, ırk, dil, din ve cinsiyet farkı gözetmeksizin tüm insanları toplayıcı vasfa sahip, farklı renk ve dillerin aynı sözde buluştuğu zikir mekânıdır.
***
Cami, özü toprak olan en şerefli varlık insanoğlunun, namazla rengi, dili, makamı farklı olsa da aynı duygu ve düşünceyle boyanarak fırınlandığı, gönül dünyasının aydınlandığı, ilk mukaddes mekân kabenin mahalle ve sokağımızdaki şubesidir. Dünyevileşmenin, hırs ve ihtirasların zirve yaptığı, benlik yarışının kızıştığı günümüzde beş vakit bir araya gelme, bir vücut haline gelme, kaynaşma, kenetlenme ve buluşma noktasıdır. İnsanlar arasında sınıf, ırk ve bölge ayırımını kaldıran camileri yaşatmanın en iyi yolu, bu mekânları cemaatsiz bırakmamak, çevresini bir kültür merkezi haline getirmekle mümkündür.
İbadet ve kulluk ocağı camiler yeryüzünün en şerefli yerleridir. Mescidi Nebevi merkezli medeniyetin mimarı Allah Rasulü (SAV) “Beldelerin Allah’a en sevimli yerleri mescitlerdir. Beldelerin Allah’a en sevimsiz yerleri de çarşı ve pazarlardır.” (Müslim Mesacid, 288) buyurmuştur.
***
Allah’ın ziyaretçisi ve misafiri olarak her gün en az beş vakit camiye ibadet için giden Mü’min, ilahi ikramlara açık hale gelir. Buralarda bedenen birleşme, ruhen bütünleşme, manen yükselmenin mükâfatını görür. “Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir” hadisince saflaşma ve değer bulma tezgâhında saflaşır ve değer kazanır.
Günde beş defa camilere koşarak Allah’a karşı vazifelerini yapan, yanlız O’nun huzuruna yönelen mü’minler, her namaza duruşlarında Allah’la başbaşa olmanın manevi zevkine ererek, şehvet ve şöhretin esiri olmaktan sıyrılır, gerçek sevgi ve kardeşliğin yoluna girerler. Bir vücut haline gelme, sevgi ve hüznü beraberce yaşama imkânına ererler. Kararan kalpler ve dünyevileşen ruhlar manen sıfırlanır, enaniyetten sıyrılır, benden bize geçilir.
Rabbim kalbi mescitlere bağlı, Arşın gölgesinde kendine yer bulan nesiller yetiştirmeyi, camide cemaat olmayı, değer bulmayı, rızasına giden yolda buluşanlardan olmayı nasip eylesin. Ne mutlu hicreti mescitlere olanlara, orada huzuru bulanlara, benden sıyrılarak biz diyenlere.