BOŞ KONUŞMA
KÖŞEBAŞI İSTENİŞ HAKAN TÜPLEK Köşe yazısı yazmak, konu hakkındaki duygularınızı okuyucuya aktarmak biraz zor bir iştir. Haber yazısında bir olayı anlatır, noktayı koyarsınız. Lakin köşe yazıları düşünce ...
KÖŞEBAŞI
İSTENİŞ HAKAN TÜPLEK
Köşe yazısı yazmak, konu hakkındaki duygularınızı okuyucuya aktarmak biraz zor bir iştir. Haber yazısında bir olayı anlatır, noktayı koyarsınız.
Lakin köşe yazıları düşünce ürünüdür.
Yazar için uzun yazı yazmak bir marifet gibi görülse de okuyucunun tercihi hep kısa olan yazılardır. Farklı gazeteleri de okuyor iseniz birkaç tanesinin giriş cümlelerini okur, kendinize yakın olan ile devam edersiniz.
Bu iş marketten bisküvi almaya benzer…
Para verir bisküvi alırsınız para verir gazete alırsınız.
Her ikisi de doyurucu olmalıdır.
Bazen bir yazıyı baştan sona sabırla okursunuz, sonuçta okumaya değer bir şey bulamayınca okumayı bırakırsınız. Yazının okuyucu kitlesi tarafından beğenilmesi ve okuyucunun gündeme dair konuları farklı anlatımlar ile yakalaması esastır.
***
Konu ne olursa olsun bugün birçok köşe yazısı veya ekonomi haberinde Ak Parti veya AKP, CHP, MHP’nin adı geçmeden yazı yazılmıyor.
Siyasetin temcit pilavı gibi her gün ısıtılıp yeniden ortaya getirilmesi doğru olmasa gerek.
Şahsen ben yazdığım her yazıda okuyucularıma bir şeyler kazandırmak, bazen de bilginin doğruluğunu teyit etmek için yazıyorum. Kimi zaman gördüğünüz gibi temcit kelimesinin doğru yazımına işaret edilmesi, kimi zaman ise temcit pilavının kelime açıklaması gibi ayrıntılara yer vermekteyim. Sıkça kullandığım bu ayrıntılar ile yazar ve okuyucu arasında bir bilgi paylaşımı olduğunu düşünüyorum.
Asıl olan da bu olmalı…
Bilgi paylaşımı…
***
Yazılar okuyucuların güncel ve kültürel hayatlarına bir şeyler katmalıdır.
Bu değerler yok ise okuyucu bu adam ne demek istiyor diye satır aralarında konu başlıkları aramaya başlar, bulamadığında da yazıyı okumaktan vazgeçer.
İyi kötü herkesin uzmanlaşmış olduğu bir iş kolu var. Çiftçilik, kırtasiye esnaflığı, devlet memurluğu, mimar vs, dikkat etmiş iseniz dört farklı meslek kolundan birer örnek verdim. İplik üretimi hakkında ortaya bir konu atın konuya alakasız mesleklerden mutlaka ses gelecektir. Net bir ifade ile ben bu işten hiç anlamam konuyu uzmanı ile görüşelim diyen kaç kişi çıkar merak ediyorum. Sanırım çok fazla kişi çıkmayacaktır. Bunun da sebebi elimizin boş olmasından veya her şeyden az çok anladığımızı zannetmekten geliyor sanırım.
***
Gelişmiş ülkelerde danışmanlık önemli bir iş kolunu oluşturmaktadır. Bizde ise işimiz düştükçe profesyonellik isteyen mesleklere mesela avukata gideriz. İşimizden birçoğumuz “boş yere avukata niye gideceğim” diye sorabilir. Amaç suç işlemeden gitmek. Su testisi su yolunda kırılır deriz ya, testiyi kırmadan, suç işlemeden yani hak ve özgürlüklerimizi bilerek hareket etmek gerekir. Kahveden öğreneceğimiz bilgiler ile kendimizi tedavi etmeye kalkar, hukuki konularda boş bilgilerle bir şeyler yapmaya kalkar isek işte o zaman toplumsal sorunlar başlar.
Birçok konuda o kadar boş konuşan var ki derecelendirme yapsak ikinci sıraya yerleştirecek adam bulmak güç…
Televizyon denen teknolojik aygıt lüzumsuz ve boş programlar ile zamanımızı çalmak, elektrik tüketmek, şarkı, türkü birincisi seçmek yerine faydalı bilgiler içeren programlara daha sık yer verse eminim ki boş konuşanlar azalacaktır.
Halk bilgi ile aydınlanacaktır.
Bilginin kaynağını ehil kişilerden öğrenmekten daha doğal bir hak olabilir mi? Bunların tamamı bilinçli toplumlarda, uygar toplumlarda yapılıyor…
Ama en güzel atasözleri de yine bizden çıkıyor.
Söz sukutsa gümüş altındır.