"Birileri yapar. Birileri Yıkar"

21 Aralık 2015 - 13:47 | Güncelleme: 21 Aralık 2015 - 13:51

'Birileri yapar. Birileri Yıkar' Yıkıp yok edenleri Tarih, çöplüğünün en güzel köşesinde ağırlayacaktır.

Beş kardeşin en büyüğüydü… Küçüklüğünde seyrettiği tüm filmlerdeki “esas oğlan” oldu. İlk kez rakı leblebiyle sarhoş olup çöp bidonuna tepetaklak düştü. Liseden sonra ailesinin “artist mi olacaksın” söylemiyle tiyatro okumaya gidemedi. Ama tiyatroda olmasını da kimse engelleyemedi.

Afyonkarahisar’ın yetiştirdiği sanatçılardan birisi Ali Çakalgöz bu haftaki konuğum. Sanatçıdan beklenen şiir tadında bir söyleşi olduğunu düşünüyorum.

 

*Ali Çakalgöz biliniyor. Ama kısa bir özgeçmişinizi bir de sizden duymak isteriz. Kimdir Ali Çakalgöz?

-Güneşli bir ağustos ayında, akşama doğru, her türlü sebze ve meyvenin yetiştiği, her türden canlının ve rengin mutluluk şarkıları söylediği, çok büyük bir bahçenin ahşap evinde dünyaya merhaba demişim.

 

*Sanatçı da kendini ancak böyle bir edebiyatla anlatabilir…

-Teşekkür ederim. Sanatsız bir dünya düşünemiyorum.

 

*Devam edelim nereden dünyaya geldin?

-Aslen Sinanpaşa ilçesine bağlı Savran köyündenim. Hani Kocatepe ve Tınaztepe’nin komşusu. Beş kardeşin en büyüğüyüm. İlkokula başladığımda, bugün bile ismini unutmadığım ve beni hayata hazırlayan öğretmenim Seferihisarlı Mehmet Üstündağ’ı henüz tanımamıştım.

 

*Şiirimsi bir söyleşi olacak gibi…

-Ne güzel olur değil mi? Her söyleşi, her sohbet bir şiir tadında olsa. Hayat da bir şiir gibi güzelliklerini insanlara sunsa…

 

*Biraz dertli mi gördüm sizi?

-Yok o kadar da değil. Ama hayatta diğer insanlar gibi benim de kırgınlıklarım oldu.

 

*Hani hep derler ya “ben bu işe küçük yaşlarda başladım” diye, klasik bir soru olacak ama sizin sanat aşkınız ne zaman başladı?

-Ben de klasik bir cevap vereyim. Küçük yaşta başladım.

 

*O zaman fazla söze gerek yok. Bitirelim ve söyleşimize son noktayı koyalım…

-Bitirmeyelim… (Birlikte gülüşmelerimizin ardından söyleşimize devam ediyoruz.) Uzun kış gecelerinde, gaz lambasının titrek ışığında beş yıl çabucak geçti. Ama bu beş yılda sahneyi tanımış ve tutkuyla çok sevmiştim. Şiiri tanımış ve çok sevmiştim. Köyün çılgın delisi Yediz’in Ömer’inin Ahırdan bozma bir mekana yaptığı sinema salonunda sinemayı tanımış ve çok sevmiştim.

 

*Eskiden öyle lüks sinema salonları ne gezer. Tahta sandalye bulabildiğine dua et.

-Aynen öyle. Yere oturarak bile seyrettiğimiz filmler vardı. Ben her izlediğim filmden sonra, o filmin esas oğlanı olurdum. Ne zamana kadar? Yeni bir film izleyene kadar. İşte o günlerimde gelecekte ne olacağıma karar vermiştim. İsmini bilmiyordum ama sahnedeki kişi olacaktım. Yani beyaz perdedeki ‘Esas Oğlan olacaktım’.

 

*Esas oğlan hayali Savran’da mı kaldı?

-Esas oğlan hep yanımda kaldı ama ben İlkokul bittikten sonra, ailemin kararıyla içinde ortaokul ve lisenin olduğu ve ismi Afyon olan yeni bir köye taşındık. Doğduğum köyden farkı ise, yaşadığımız evde düğmeye basınca yanan lambası, kocaman evleri, hastanesi, sinemaları, kale dedikleri taştan bir dağı, içinde kaybolduğum sokakları olmasıydı.

 

*İlk kez mi Afyon’a geliyordun?

-Daha önce gelip gitmişliğim olmuştur ama hatırlamıyorum. Evet ilk kez aklı başında ve hatırladığım diyelim, geldiğim bu Afyon’da Ortaokul ve Liseyi okudum. Koca altı yılda sahneyi daha çok tanıdım. Halk eğitim salonu benim için mabed gibiydi.

 

*Sahne imkanı da var Afyon’da artık…

-Evet Savran değildi burası. İmkânlar daha genişti. Sinemalarda Pazar günleri eliminde çaydanlık ve yiyecek ile günde dört beş film izledim. Sinema önlerinde çizgi romanlarını değiş tokuş ettim. Her okul çıkışı âşık olduğu kızları takip ederek, evlerine kadar eşlik ettim. Pastanelerinde sevgililerimle buluşup, ilk kez hızlı yürek atışlarıyla ve heyecanla ellerinden tuttum.

 

*Sanatçılığın yanında başka işlere de başlamışın maşallah… Dikkat et dayak da yersin.

-Dayak yemeden olmaz ki; Abilerinden dayak yedim. İlk kez pembe panjurlu evleri hayal ettim. Her ne hikmetse âşık olduğum her sevgiliyle hemen evlenmek istedim.

 

*Aşk nelere kadir desenize…

-Aşk çok şeye kadirdir. Ben o dönemlerde ilk kez rakı leblebiyle sarhoş olup çöp bidonuna tepetaklak düştüm. (Gülüyoruz) İlk kez, kitap alacak param olmadığı için, okumayı çok istediğim kitapları çıracı kırtasiyeden, kazağının içine saklayarak çaldım.

 

*Bu da bir itiraf oldu.

-Evet onlardan da özür diliyorum ve haklarını helal etmelerini istiyorum.

 

*Devam edelim istenseniz…

-O dönemlerde ilk kez ülkenin sorunlarıyla ilgilenerek, kimisi solcu oldu, kimisi sağcı. Ve sevgi, saygı, hoşgörü derken ilk kez kardeşin kardeşi öldürdüğünü gördüm. Liseden sonra ailenin  “artist mi olacaksın” söylemiyle tiyatro okumaya gidemedim. Ama tiyatroda olmamı da engelleyemediler.

 

*İnsanın içindeki sevgiyi söküp atmak kolay değil hatta imkânsızdır. Üniversite dersek, nerede okudunuz?

-Ege Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde okudum. Orada okuduğum dört yıl boyunca, İzmir Devlet Tiyatrosu ve Türk Amerikan Kültür Derneği Tiyatro Kulübünde tiyatro yaptım. O dönemlerde, bugün aramızda olmayan Sönmez Atasoy bana evini ve sofrasını açtı. Ve kendisiyle yıllar sonra Kurtlar Vadisi Terör dizisinde aynı seti paylaştım. Çok anlamlı ve duygu yüklü bir olaydır. Anlatamam…

 

*Ayrıca tiyatro eğitimi aldınız mı?

-Ege Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde okuduktan sonra, bugünkü ismi Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olan ama o günkü ismiyle Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümüne girdim.

 

*Afyon’un kültür ve sanat yaşamında Ali Çakalgöz neresinde?

-Biraz geçmişe giderek anlatmak isterim. Afyon’da çoğu insanımızın bilmediği bir şey var. Cumhuriyet’ten sonra Türkiye’nin ilk döner sahnelerinden birisi Afyon’da yapılmıştır. Yani şu andaki ismiyle Rehberlik Araştırma Merkezi Eğitim Salonu. 1930-40’lı yıllarda bu sahnede yerli ve yabancı yazarların pek çok oyunu sahnelenmiştir. Daha sonra ise döner sahnesi sökülmüş, yıllar içinde işlevini yitirmiş, zaman zaman çeşitli toplantılara ve okul piyeslerine ev sahipliği yapar konuma gelmiştir. Hatta bugün, geçmiş yöneticilerin olağanüstü çabalarıyla ülkemizin en yüksek sahnesi unvanını almıştır.

 

*Gerçek ölçülerde bir sahne yani…

-Evet mesela şu an bu salonda ilk iki sırada oturuyorsanız, sahnedeki bir etkinliği boynunuz ağrımadan izleyemezsiniz. Afyon’da ilk kez 1979 yılında şu an aramızda olmayan Sevgili Ahmet Topbaş ve Musa Seyircinin çabalarıyla İsmi AFKÜT olan Bölge Tiyatrosu kurulmuştur. Işıklar içinde yatsınlar. Bölge Tiyatrosunun oyunlarını, Ankara Devlet Tiyatrosundan Ferdi Merter ve İsmail Bekir Ağlagülhem sahneye koymuş, hem de oyunculara eğitim vermişlerdir.

 

*Evetbir çoğumuzun bilmediği bilgiler bunlar…

-İşte Ali Çakalgöz, bu dönemde sahnelenen oyunlarda, oyuncu ve yardımcı yönetmen olarak görev aldı. Bölge Tiyatrosuna, sahnelenen oyunlarda Halk Eğitim Merkezi ev sahipliği yaptı. 1980, 12 Eylül’ünde yapılan darbeyle Bölge tiyatrosunun ömrü de sona ermiş oldu.

Daha sonra Afyon’da tiyatronun var olması adına, Hayrettin Özkılınç ve Merhum İbrahim Eryılmaz’ın iyi niyetli çabaları da kısa ömürlü oldu. Afyon’da Türk Ocağı ve Halkevleri döneminden sonra İlk kez, sürekli ve programlı perde açan tiyatroyu Mehmet Sami Hancıoğlu Belediye Başkanlığı döneminde kuruldu.

Bu tiyatroya Afyonkarahisar Belediye Şehir Tiyatrosu ismi verildi. Genel Sanat Yönetmenliği görevine de Ali Çakalgöz’ü getirildi.

 

*Afyon’un kültür ve sanat yaşamında Ali Çakalgöz dönemi yani, öyle mi?

-Öyle de diyebilirsiniz. Yani ilk dönem Afyonkarahisar Belediye Şehir Tiyatrosu, ülkemiz tarihinde bir ilki daha gerçekleştirmiş ve kırk yıldır yasaklı olan bir oyun “Haldun Taner-Günün Adamı” oyununu her türlü baskı ve tehdide rağmen sahneledik. Bir anlamda Afyon’da bu oyunun Türkiye prömierini (Galasını) yaptık.

 

*Tiyatro severlerden nasıl bir ilgi gördü bu oyun?

-Oldukça güzel ilgi gördü. Bu oyunu yedibinbeşyüz seyirci izledi. Dört yıla yakın bir süre perde açan Afyonkarahisar Belediye Şehir Tiyatrosu yapılan yerel seçimlerde yeni seçilen rahmetli Erdal Akar döneminde, Ali Çakalgöz’ün görevden alınmasıyla birlikte bir süre daha perdesi açık kalmış ama daha sonra sahip çıkılmaması nedeniyle perdesini fiilen kapattı.

 

*Tabi Afyon tiyatrosuz kaldı…

-Aradan yıllar geçti. Bu sürede Afyon Şehri ve insanı tiyatroyu yılda bir kez turneye gelen ve en fazla iki gösteriyle sınırlı olan Devlet Tiyatroları’nın oyunlarıyla avundu. Oysa; Afyonkarahisar Belediye Şehir Tiyatrosu’nun oyunları hep kapalı gişe oynamış ve binlerce seyirciye ulaşmıştı. Ve bu tiyatro bugün insanların izlediği pek çok dizinin senaryosunu yazan Sema Ergenekon’un yetişmesinde önemli katkısı olmuş bir tiyatro idi.

 

*Belediye Şehir Tiyatrosu tekrar ne zaman açıldı?

-2007 yılında, dönemin Belediye başkanı Abdullah Kaptan, “Bir Şehir Tiyatrosuz Olmaz” düşüncesinden yola çıkarak, her türlü muhalefete ve karşı çıkmalara göğüs gererek Belediye Şehir Tiyatrosu’nu yeniden kurdu.

Beş kişilik oyuncu kadrosuyla, Genel Sanat Yönetmeniyle, belediye meclisinden geçen yönetmeliği ile kurumsal kimlikli bir tiyatroydu. Bu süreçte, Dinçay Doğar’ın da büyük çabaları oldu. Ali Çakalgöz yönetimindeki ikinci dönem Afyonkarahisar Belediye Şehir Tiyatrosu açık kaldığı sürece, salonunda yüzyirmibin seyirciyi ağırlamış, ulusal ve uluslar arası tiyatro festivallerinde Afyon’u ve insanlarını başarıyla temsil etmiş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dahil, ülkemizin pek çok iline tiyatroyu götürmüş ve ayakta alkışlanmış bir tiyatro konumuna kavuştu.

 

*Ali Çakalgöz neden Belediye Şehir Tiyatrolarından ayrıldı o zaman?

-Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, Belediye Başkanı olmasının ardından ilk icraat olarak Belediye internet sitesinde yer alan Belediye Şehir Tiyatrosu bloğunda, ne kadar fotoğraf ve yazı varsa hepsini sildirmesi oldu.

Eeee ne demişler “Birileri yapar. Birileri Yıkar” “Yıktın perdeyi eyledin viran. Varıp sahibine haber vereyim heman” Yıkıp yok edenleri Tarih, çöplüğünün en güzel köşesinde ağırlayacaktır.

 

*Evet burada kırgınlığınız yüzünüzden okuyabiliyoruz…

-…

 

*Peki biraz Afyon’dan uzaklaştıralım sizi… Ali Çakalgöz kaç dizi veya sinemada rol aldı?

-Sayısını tam hatırlamıyorum ama küçük rollerimizin de sayarsanız 50’den fazla dizi ve sinemada rol almışımdır.

 

*Ana karakter oyuncusu olarak Samanyolu TV’deki Küçük Gelin dizisinde rol aldın. Buradan da biraz söz edersek, neler söylersiniz?

-Küçük Gelin dizisi uzun soluklu bir yapım oldu. Ancak kanal üzerinde oynanan oyunlar programları da etkiledi. Dolayısıyla oyuncuları da etkiledi. Şimdi dizinin finalini çekiyoruz. Yapacak bir şey kalmadı.

 

*Yeni projeler var mı Ali Çakagöz’ün çantasında?

-(Gülerek) Evet küçük bir çantam var. Ne kadar proje sığar bilmiyorum… Evet yeni görüşmelerimiz var ancak sonuçlanmadığı için bu konularda bir şey söylemem mümkün değil. Bakarsınız yeni bir dizide bakarsınız güzel bir sinema filmiyle sevenlerimizin karşısına çıkabilirim.

 

*Son söz dersek… Neler söylersiniz?

-Kısa ve öz bir şey söyleyeceğim. Hayal edin ve hayallerinizin peşinden gidin diyorum.

 

*Vakit ayırdığınız için okurlarımız adına teşekkür ederim.

-Ben de sizlere çok teşekkür ederim. Sanat ve sanatçıya verdiğiniz destekler için…