'Afyon kıymetini bilmiyor ama Sultan Divâni'yi tanıyanlar çok'

08 Haziran 2016 - 15:29 | Güncelleme: 08 Haziran 2016 - 16:34

Hacer Aran Keskin 'Sultan Divâni Hazretleri ilimizde olan bizim için büyük bir şans ama dünyaya mal olmuş birisi. Şuan Afyon bunun kıymetini çok iyi bilmiyor ama dünyanın birçok yerinden gelip Sultan Divaniyi tanıyanlar var.'

 

 

 

 

 

Afyonkarahisar Mevlevi Kültürü Yaşatma Derneği (AFMEV) Başkanı Hacer Aran Keskin, kentteki Mevlevilik anlayışından, içinde bulunduğumuz Ramazan ayına dair ve Müslümanın ne gibi yanlışlar yaptıkları konusunda Gazeteniz Kurtuluş’a özel bilgiler verdi. Uluslararası Mevlevi Kültürünü Yaşatma Derneği olarak ulusal düzeyde projeler hazırladıklarını ve çalışmalar yaptıklarını belirten Keskin,  Kültürel Verimli Çalışmaları Destekleme Derneği olarak da kendilerine yakın olan gençlere yardımcı olduklarını ifade etti.

 

GELSİNLER BİZLERE BİR ŞEYLER ÖĞRETSİNLER

 

Ferhat Yüksel        : Hacer hanım, çalışmalarınız da neler yapıyorsunuz?

Hacer Aran Keskin: Kendi yaptığımız çalışmaların dışına bizim gibi çalışma yapanlar ya da bize yakın olanlar özellikle gençlerle alakalı olan çalışmaları desteklemek için bir derneğimizde var. Üçünün başkanlığını da beş altı yıldır devam ettiriyorum. Afyonkarahisar’da Mevlevilikle ilgili hizmet vermeye çalışıyoruz. Bu hizmeti verirken kendimize belirlediğimiz konumda hizmet ve bekçilik konumu. Bunun dışında herhangi bir iddiamızda yok. Bizlerde öğrenmek istiyoruz. Çünkü bu kültüre ait ve kendimizi orada hissediyoruz. Bu hissimizin verdiği tatla da öğrenmeye çalışıyoruz. Bizim gibi öğrenmek isteyenlere de bu kültürün hala devam ettiğini, tarihte kalmadığını anlatmak için gelmelerini ve ortamımızı paylaşmalarını istiyoruz. Bazen onlardan yeni bilgilerde öğreniyoruz. O nedenle de gelsinler bizlere bir şeyler öğretsinler. Biz ne istediğimizi bildirerek açıkta ve taraf olduğumuzu bildiriyoruz.

 

RAMAZAN AYINDA MANEVİYATA UYGUN PROGRAMLARIMIZ OLACAK

 

F.Y.      : Ramazan ayı içindeki faaliyetlerde ne gibi değişiklikler yaptınız? Mevlevi Konağı’na gelen vatandaşlar hangi programlarla karşılaşacak?

 

H.A.K. : Ramazan insanların manevi olarak en çok haz aldıkları ve en çok vakit ayırdıkları bir dönem. Gündelik yaşam içerisinde bazen çok vakit ayrılamayabiliyor. Ama ramazanda insanlar buna özel bir çaba gösteriyorlar. Biz 2007’den beri biz burada hizmet vermeye çalışıyoruz. 2007’den bu yana da her ramazan bir şeyler yapmaya gayret gösteriyoruz ama şu üç dört yıldır ramazanlar özellikle daha böyle maneviyata uygun sadece tasavvuf ve Mevlevilik noktasında belirlediğimiz programlar yapıyoruz. Gün uzun gecede kısa teravih sonrası biraz daha programları kısalttık. Geçen yılda öyle yapmıştık. Perşembe ve Cuma günleri tasavvuf dinletisi var. Bizler aynı zamanda burada eğitim veriyoruz. Öğrencilerimiz var. Oradan çıkan öğrencilerimizin verdiği ney dinletisi, ilahiler grubu çıkıyor. Cuma günleri de Kamil hocamız gelir. Cumartesi gününü de tatlıya bağlayalım diye sohbet koyduk. Öyle sohbetlerimiz var. Sohbetlerin konusu zuhuratla belirlenir. Oradaki ortama göre konu belirlenir. Ramazan programımızda 10 - 17 - 24 - 30 Haziran’da ney dinletisiyle konuşmacı Ebubekir Özen ve neyzenler, 11 Haziran’da ‘Hoca Ahmet Yesevi’yi anlatan Prof. Dr. Hilmi Özden, 16 ve 23 Haziran’da Türk Tasavvuf Dinletisi ile Hoş Sada sohbeti, 18 Haziran’da Müftü Yardımcısı Galip Kolcu ‘Kuran Tarihi’ sohbetiyle ve 25 Haziran’da ‘Hz. Mevlana ve Aşk’ konulu konuşmasıyla İsmail Özalp bizlerle olacak.

 

ORUCU ASIL NEFSE TUTTURMAK LAZIM, DÜŞÜNDÜKLERİNİZDE SABRI GÖSTERMEK GEREKİR

 

F.Y.      : On bir ayın sultanı ramazan ayı başladı biliyorsunuz. Vatandaşlara oruç ve sabır hakkında ne gibi önerileriniz olacak Hacer hanım?

 

H.A.K. : Bütün hemşerilerimizin ve gönül dostlarımızın Ramazan_ı şerifinin mübarek olsun diyorum. İnşallah hayırlara vesile olur. Ramazan deyince hep böyle açlık ve hep bir ne yiyeceğim düşüncesiyle bir beklenti. Bu aslında sabrın sonundaki mükafattır yani. Ama tasavvuf da orucun başka anlamları vardır. Oruç öyle aç kalmakla alakalı değildir, 30 günde değildir. Orucu 365 gün tutmak ve her an tutmak gerekir. Onun için bir bayram yoktur. Mükafat yoktur. Tek mükafat Allah’tan gelene razı olmanın verdiği hazdır. Onun dışında mükafatı yoktur. Orucu da sadece mideyle tutmamak lazım. Orucu asıl nefse tutturmak lazım. Mide orucu biraz daha beşer orucu oluyor. Konuştuklarınız da düşündüklerinizde sabrı göstermek, kalp kırmamak, gönül almak, Allah’ın yarattıklarına daha böyle hoş görülü ve sevgiyle yaklaşmak. Bunlar oruçta olması gereken şeyler. Orucun asıl anlamı sabırdır çünkü. Oruç insana sabrı öğretir. Sabır da Allah’a edepli kul olma noktasında en önemli vesiledir.

Edepli olmak istiyorsanız bir, Allah’ı hatırlamanız, iki O’nun gönderdikleri, O’ndan gelenlere sabretmek, Ondan gelecekleri bekleyerek, sabırlı beklememiz gerekir.

 

DÜNYANIN BİRÇOK YERİNDEN GELİP, ‘BURASI BİZİM MERKEZİMİZ’ DİYENLER VAR

 

F.Y.      : Sultan Divâni Hazretleri, Afyonkarahisar’da önemli bir isim. Fakat Afyonlular fazla bilmiyor. Hacer hanım bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

 

H.A.K. : Sultan Divâni Hazretleri ilimizde olan bizim için büyük bir şans ama dünyaya mal olmuş birisi. Şuan Afyon bunun kıymetini çok iyi bilmiyor ama dünyanın birçok yerinden gelip Sultan Divâni’yi tanıyanlar var. Buranın büyük bir merkez olduğunu bilenler var. Hatta ‘Burası bizim merkezimiz’ diyenlerde var. Bunlar böyle iken biz burada hizmet noktasındayız ama tabiî ki eksikliklerimiz var. Yapamadığımız şeyler var. Ama biz vicdanen rahat olmanın derdindeyiz. Anladığımız ölçüde hizmet edebiliriz. Dergah gibi bir ortamdan veya böyle bir ortamdan gelmedik, bizler kitapları okuyarak öğrendik. İnsanlar öğrensinler diye kurslar açıyoruz. Çocuklarda ise biz onların okullarına giderek eğitim veriyoruz. Geçen yıl projemizde 36 okula gittik, eğitimler verdik ve bu eğitimler gayet başarılı geçti. Çok güzle geri dönüşler aldık. 36 okulda neredeyse 6 bine yakın öğrenciyle buluştuk. Bu yıl bir sema okulu ve bir neyzen yetiştirmeye girdik. Bu yetiştirdiğimiz çocukları da Gelibolu Mevlevihanesi’ne götürdük. Ortam bir kere çok güzel. Samimi yaklaşınca samimi yaklaşanları da görüyoruz. Bu konuda çok da güzel destek alıyoruz. Çalışmalarımız çok güzel takip ediliyor.

 

BİR GÖNÜL YOLCULUĞU SADECE SİZİNLE ALLAH ARASINDA, SEVEN SEVDİĞİ İLE HALLENİR

 

F.Y.      : 2007 yılından bu güne çalışmalar yaptığınızı belirttiniz. Peki Afyonkarahisarlılar bu geçen zamanda Mevleviliği öğrenmeye başladılar mı? Bu konuda neredeler mesela? İstek ve talepleri artıyor mu?

 

H.A.K. : Afyon’da aslında çok bir değişiklik varmış gibi gelmiyor. Ama eğitim çalışmalarında okullara gittiğimizde o kadar öğrencinin içinde Sultan Divâni Hazretlerini tanıyan toplasan 20 tane genç anca çıkar. Bu 20 tane genç sadece adını duymuş ve Türbe Camii’ni biliyor. Onlar da ne olduğunu bilmiyorlar. Bu kadar vahim bir durum yani. Vatandaş belirli günlerde geliyor, Cumasını kılıyor ama buradaki maneviyattan habersizler. Sadece burası şekilli, türbeli, işte bir de müze şekline gelince ilgi gelen misafirleri gezdirme açısından çok fazla ilgi var. Dışarıdan gelen direk burayı geziyor. Protokol olsun, vatandaşlar olsun gelip geziyorlar. Bu açıdan bakarsak oldukça büyük ilgi var. Mevleviliğe ilgi var mı ? şeklen var. Uygulamada insanlar bakış açılarını değiştirmedikten sonra böyle şeyleri görmeleri mümkün değil. Bu bir gönül yolculuğu. Sadece sizinle Allah arasında olan bir yolculuk. Seven sevdiği ile hallenir. Birisini seversiniz. O, şu yemeği seviyordu diye o yemeği yemeye çalışırsınız, onun sevdiği rengi giymeye çalışırsınız. Yani kendinizi ona göre ayarlamaya çalışırsınız. İşte bu biraz öyle bir şey.

 

(Ferhat Yüksel/ özel haber)