Advert
Bugun...
KÖTÜ ADAM


Nurettin BURHAN Tablo
nurettinburhan@windowslive.com
 
 

 

 

                                      KÖTÜ ADAM

 

Sizi önce çook eski yıllara götüreyim; filmi sinemalarda izlediğimiz yıllara.

Hemen her filmin bir kötü adamı olurdu hani... Belleklerimizde yer ederlerdi tipleriyle. Kötü adam deyince ilk o simalar canlanırdı gözümüzde. Şöyle kirli sakallı, pis bıyıklı, dağınık saçlı, kirli dişli; kötülük yaparken, mesela birini döverken, işkence ederken, tecavüze hazırlanırken iğrenç kahkaha atarlardı falan...

***

Yaşanılan yıllar içinde canımız yandıkça kötü adamlardan, öğrendik ki; kötü adam tipi diye bir tip yok. Şöyle kelli felli, yaşlı başlı, efendi görünüşlü, adama benzeyen adamların neler neler yapıp ettiklerini duyarak, okuyarak, izleyerek hatta yaşayarak gördük. Gördüklerimize gözlerimizi inandıramadıklarımız da oldu. Bazıları pek yakınımızdaydı. İyi adam olarak tanımış, güvenmiştik. Kötü adam olarak karşımıza çıkıp canımızı yakınca anladık dünyayı...

Davranışları da o bildiğimiz kötü adam tipinin davranışına uymuyordu; kuşkulanmadık hiç. Tatlı dilli, güler yüzlü, babacan tavırlı göründüler. Çoğunun itibarlı meslekleri de vardı. Doktor, imam, öğretmen, avukat, işadamı, siyasetçi falan filan...

***

Cebimizdeki paramızı çaldılar, malımıza mülkümüze el koydular, yerimizden yurdumuzdan ettiler, ekmeğimizle oynadılar hatta namusumuza göz diktiler...

Acılar çekerek anladık ki; kötü adamlık, daha geniş anlamıyla kötü insanlık, bir fiziksel görünüm meselesi değil, bir kişilik, bir ahlak meselesi. Sayıları da öyle çoğaldı ki üstelik; seçemez olduk iyiyle kötüyü, kuşkulanır olduk herkesten. Güven bunalımına girdik. Seçemez olup iyiyle kötüyü, iyi diye kötüye, doğru diye yanlışa yönelir olduk. Zorlaştı hayatımız. Artık fark etmez oldu iyiyle kötü, kapıp koyverdik işte; şansa ve insanların vicdanlarına bıraktık hayatımızı...

***

Uyar mı, uymaz mı bilmem ama, başka bir örnek daha aklıma geldi.

Bazı söz ve ithamlar vardır; hakaret olarak algılanır ve kavgaya yol açar.

Bunlardan biri de( nasıl yazsam bilmem ki, hani bazı sözcükler basın organlarında tam olarak yazılamaz, bazı harfler eksik yazılsa da anlaşılır aslında ya; ben de harflerin yerini değiştireyim bari ); evet bunlardan biri de zevepenk...

***

Birine zevepenk dense eskiden, kavga çıkar, belki kan çıkardı.

Sonra ne oldu biliyor musunuz? En itibarlı mesleklerden biri oldu.

Çok para kazanıyorlardı çünkü; yoksulluğun yaygınlaştığı oranda, bu mesleğe ilgi ve yönelim de arttı. Yükselen trend zevepenklik oldu.

***

Havalı bir de ad verdiler bu mesleğe: Sosyal İletişim Uzmanlığı.

Kısaltmasını da SİU yaptılar. CEO'nun söylenişi gibi algılanıyordu.

Gittikleri elit mekanlarda, kendilerini SİU olarak tanıttıklarında mutena yerler ayrıldı kendilerine. Giyim kuşam ve tavırları da uygundu buna...

Yani dünün aşağılanan, toplum dışına itilen ahlaksızları, günümüzün prestijli adamları/kadınları oldular.

***

Lafı bağlayalım mı şimdi?

Zevepenkler nasıl baş tacı edildilerse, kötü insanlar da öyle baş tacı edildiler.

Toplumun değer yargıları alt üst olunca, bu duruma gelindi. "Yükselmek ve tutunmak için kişilik ve ahlakın yerini parasal güç alınca, SİU'luk yapamayacaksan, kötü insan olacaksın ki toplumda yerin ve itibarın olsun" algısı böyle böyle yerleşti işte...

***

Bunlara karşı ahlak, namus, onur ve kişilik mücadelesi verenler de vaktiyle kötü insanların ve zevepenklerin dışlandığı gibi dışlanır konuma düştüler. Buna karşın, bu mücadeleyi sürdürenler tabii ki var ve kazanma umudunu hiç yitirmiyorlar. Bunu da bilmiş olalım!

 

 





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI