| İndim maden ocağına, kara elmas diyarına Yeryüzü sıcak olsun diye dost, Yıllar boyu kazma salladım suskunca bu zindanda Çocuklarım gülsün diye dost Oysa bizim evde gülen yok... Yürü derler yürü derler açlığa yürü derler Kara elmas tabut olmuş gerekirse ölün derler... Evet nitekim de böyle oldu. Kara elmas onlara tabut oldu ve öldüler. 30 Madenci Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessesesi Kilimli İşletmesi'nde 17 Mayıs 2010 tarihinde 540 metrede meydana gelen grizu faciasında diri diri toprağa gömüldüler. Ama en acı olan ne biliyor musunuz? Toprağın altında soluk alamadıkları için öksüre öksüre ciğerleri parçalanarak öldüler. Yani belki de insanın en acı çekerek ölebileceği bir şekilde öldüler. Onların evinde kör karanlık mahzenlerde alın teri dökerek kazandıkları maaşlarını aldıklarında ayda bir iki gün olsa da gülen çocukları ve eşleri artık gülemeyecek. Onların evlerinde artık ağıtlar dolaşacak eşinin yada babasının resmine baktığında yüreği parçalanacak ve onların gülümseyişleri gözlerinin önüne gelerek hıçkırıklara boğulacaklar. Çünkü onlar öldü. Çünkü onlar diri diri toprağa gömüldü. Çünkü onlar onlardan evvel aynı kara alınyazını paylaşan ölen işçi arkadaşlarının yanına yani sonsuzluğa gittiler. Oysa gün doğumu ile gün batımını yitirdikleri o kör karanlık mahzenlere girdikleri 17 Mayıs sabahı evlerinden hadi eyvallah hanım diyerek çıktılar akşam ben gelirken ekmek alırım diyerek çıktılar.17 Mayıs öğlen saatlerinde evleri yerine başka bir adresi gittiler sonsuzluğa yani ölüme. 17 Mayısta haber ulaştı köyüne evine ve yetim kaldı oğlu kızı evlerinin direği yoktu artık. Neydi onları ölüme götüren olay yapılan açıklamalarda yer alan satır başları; Grizu patlaması, firma bütün önlemleri almış yapılan incelemelerde hiçbir soruna yada kusura rastlanmadı... Hayır hiçbir açıklama, hiç bir gerekçe iş kazası denilen bu olayı yani asıl adıyla işçi katliamını açıklayamaz. Çok değil daha geçtiğimiz sene İstanbul - Tuzla tersaneleri ölüm tersaneleriydi. Şimdi aynı manzaralar madenlerde yaşanmaya başladı. Peki nedir özellikle bazı Taşeron firmalarda yaşanan bu cinayetler. Çok basit Taşeron çalışma sisteminin bir diğer adı güvencesiz çalıştırmadır. Sosyal Haklar bir kenara dursun sadece amaç daha fazla karın sağlanması için emniyet için harcanacak tutarların harcanmaması bir yer için 10 iş emniyet tedbirinin alınması gerekiyorsa bu firmalarda sadece 4'ü alınıyor ve o da göstermelik yani orda insan hayatından asıl önemli olan para para ve yine para tek amaç daha fazla kar. Onun için insana hayatının fazla bir önemi yok. Genel Maden İş Sendikası Başkanı Ramis Muslu ise özel bir TV kanalında yaptığı açıklamalarda olayın meydana geldiği madende iş alan Taşeron Firmanın maden konusunda deneyimsiz olduğunu daha önceden bir iki baraj inşaatında tünel çalışmalarını yaptığını söyleyerek, "Sadece inşaat işleri yapıyor diye bu firmaya madenlerde nasıl iş verirler" dedi. Bu sözlerle de anlaşılıyor ki sadece birkaç şirket patronu daha fazla para kazanıp mutlu olsun diye bu madenlerde çalışmalarına izin verilmiş. Ayrıca ilginç bir ayrıntı daha var, Taşeron Şirkete verilen ek sürelerle yapılması gereken işin %69'u yapılmış yani bir an önce işin bitirilmesi için uğraşılmış acele edilerek belki emniyet için alınması gereken önlemleri para kaybımız olur diyerek almamışlar. Bundan sonra aynı kazalar yaşanır mı? Eğer sistem bu şekilde işlerse büyük bir ihtimalle evet. Yani bir tas yemek biraz ekmek için kör karanlık mahzenlerde gün doğumu ile gün batımı kaybedecek işçiler oldukça ve emniyet tedbirleri hiçe sayarak bu şirketler böyle insan hayatını yok sayarak işçi çalıştırdıkları sürece büyük bir ihtimalle yaşanacak. Bunun tek bir çözümü var hep maden girişlerinde yada gemilerde büyük puntolarla yazılan SAFETY FİRST (Önce Emniyet'in) her zaman uygulanması ve daha fazla kar mantığından biraz ödün verilmesi, işçilerinde her şeyden önce insan oldukların farkına varılması. |