| Önerge reddedilmiştir..! Ülkenin en önemli yerine gelmişler; ülkenin kalbinin attığı yer biliyorlar orayı. "Yüce Meclis" denmiş oraya; oradan ötesi yok daha... Orada arıyorlar yaralarına merhemi. Bir tek ora kalmış umutları. Ellerinde "kayıp yavrularının" fotoğrafları, gözyaşı döküyorlar, feryadediyorlar. Onları dinleyen iki milletvekili de tutamıyorlar gözyaşlarını. Dinliyorlar dertlerini. Kiminin iki, kiminin üç, kiminin beş yıl olmuş yavruları yuvadan kaybolalı... Kimi kaçırılmış, kimi kandırılmış, kimi belki de öldürülmüş... Çalmadık kapı bırakmamışlar. Başvurmadıkları çare kalmamış. Türkiye Büyük Millet Meclisi kapısı son umarları. Türkiye'de iki binden fazla kayıp çocuk var. Kimi dilenci patronlarının, kimi kapkaç çetesinin, kimi uyuşturucu baronlarını, kimi organ mafyasının elinde bu çocukların... Karakol polisinin gücü yetmiyor bu duvarları aşıp, çocukları bulmaya... İstiyor ki yüreği yanık aileler; "Meclisimizde bir araştırma komisyonu kurulsa, bu komisyonun ülkede her kurum ve kuruluşu harekete geçirmeye gücü yeter. Kayıp çocukların hepsi bulunamasa bile, bundan sonraki kayıpların önüne geçilir. Daha fazla eve ateş düşmez." Onları dinleyen milletvekilleri söz veriyorlar konuyu meclise taşıyacaklarına. Sözlerinde de duruyorlar. İşte bunun konuşulduğu saatte, gözlerim yine TBMM TV'de. İşte diyorum; siyasi yönü falan olmayan, meselesi insan canı olan ortak bir konu. Nihayet oy birliği ile karar çıkacak... Konuyu gündeme getiren muhalefet partisi milletvekili, önergesini sunarken yine duygulanıyor, boğazı düğümleniyor; etkileniyor meclistekiler. Leyhte, aleyhte sözler alınıyor. Hepsi de iyi konuşuyor... Sıra oylamaya geliyor. "Bu kayıp çocuklar için, bu ağlayan analar içi yanan babalar için bir komisyon kurulsun mu?" sorusudur soru... Nefesimi tutuyorum. Eller kalkıyor havaya. Meclis Başkanı sayıyor. Ve sonucu açıklıyor: Önerge reddedilmiştir...!!! Yani..? Bu çocukların aranmasına, bulunmasına, bundan sonra da çocuk kayıplarının önüne geçilmesine gerek görülmemiştir...!!! Nefesim tıkanıyor. Kanım donuyor sanki. İnanmak istemiyorum... "Bunu reddedenlerin içinde acaba organ mafyası, uyuşturucu baronları, porno şirketleri falan gibi kirli işlerle gizli ilişkisi olanlar mı var?" sorusu aklıma tam geliverecekken, hemen kovuyorum bu düşünceyi kafamdan. Allah korusun ne kadar tehlikeli düşünce bu? Az mı çektim acısını? Tövbe diyorum; tövbe... Sonra sakince düşününce, biraz daha mantıklı bir düşünce aklıma geliyor. Galiba diyorum; korkulan şu: Kayıp çocukları aramaktan işe başlayan komisyon, ya bir de orada kalmayıp, gözaltında kayıplara, faili meçhullere kadar falan uzanmaya kalkarsa, ucu kim bilir nerelere uzanır? Ne olur memleketin hali? Yaaa, işte görün; reddeden vekillerimiz ne kadar çok düşünürlermiş ülkemizi... Birkaç bin çocuk varsın kaybolsun. Yeter ki memlekete hizmet olsun... |