| Uyanalım artık Başını kumdan çıkar, nefes al! Havayı içine teneffüs et, gör denizleri, gökleri, dağları... Maviliğin huzuru içine dolsun! Yeter ki kısa bir zaman da olsa o rahatlığı, dinginliği yakalayabil ve mücadelendeki güçlü seni bul! Gücün güçten üstünlüğü vardır. En uç sınırlarına kadar yüksel dur, sonra tepeden bak bir manzaraya... Sıralanmış sıralılar ne kadar da sade görünür. Beyaz kâğıda yazılan düzenli inci gibi yazıda maddeler açık ve simetriktir. Kısa zamanın bir çırpıda ağzından döktüğü kelimeler, düşüncenin hızına yetişemez.. Moralsiz insanların varlığı her geçen gün çoğalıp duruyor. Anlatıyorlar keşkeleri, şimdiki aklım olsaları, geriye dönebilseydimleri, ertelenmiş, yarım kalmış hayallerini hatta hiç cesaret edemediklerini... Oysaki diyorum ya, maddeler sıralı, ne yapılması gerektiği belli, o kadar basit görünüyor. Zamanı ertelemek konusunda pek bir ustayız. Öyle ki devrim yapacak o karar bir türlü verilmez, bir türlü o güce, cesarete ulaşılmaz. Hep sonradır, daha sonradır, şimdi sırası değildir. Engeller, çengeller vardır. Risk olgusunun yanına bile yanaşılmaz. En büyük bilinen bilindiğiyle kalır. Büyük bir sistemin içinde, bireyin küçücük bir köşesi vardır. O köşeden ahkâm kesmenin kime ne faydası vardır? Sistem böyleyken, yani gelmiş geçmiş düzenin uzantılarıyken, zincirleme tamlamanın son halkası ayağa geçirilmiş tutsaklıktayız. En başa git ya da çık! Kaldı ki içi kof düzenin öncülerinin, beceriksiz, basiretsiz baştakilerin himayesinde senin tek başına düzene ne gibi bir başkaldırın olabilir. En büyük başkaldırı kendi özgürlüğünü keşfetmeden eyleme geçemez. Zorluk da buradadır ki sistem seni dolaylı da olsa etkilerken özgürlüğe sahip olmak çok güçtür. Ama unutmayalım ki düşüncelerimizde bunu yakalamak pek de güç değildir. Hesapsız kitapsız yapılan her eylem, önce eylemi harekete geçireni, yardımcılarını, yakınlarını ve onunla bağlantıda olan tüm şahısları olumsuz durumlarda mağduriyete dâhil edecektir. Çapraşıklığın âlemi yoktur. Bir köşeden, alakasız öbür köşeye geçişler biraz akıl dışı, saçma verevlerdir... Önce maviliğin huzurunda güç depolama ve sonra göze kestirilen belirgin yol... Ne istediğini veya ne istemediğini bilmek kararlığında sabır ve irade ikilisinin arasında biraz zahmetli manevralarda savaşım gerekliliğinin bilinci şart... Ne demek pes! Tembellik imhaya düşsün, acındırmayalım kendimizi, boş boş oturup arabeske bağlamayalım. "Yapacak bir şey yok" diyenlerden olmayalım. Bir adım atınca karşı gelen adımları görürsün. Bir tek çiçek verirsen, belki de çiçek bahçelerine sahip olursun. Sonu gelmeyen, birbirinin içinden açılan pencereler keşfedilirken iyisi mi susalım, harekete geçelim. Uyku halinden uyanalım artık. Mutlu ve aydınlık yarınlara... |