| İÇ EGE NEDEN GERİ? İç Ege; Kıyı Ege ile İç Anadolu, Marmara Bölgesi ve Göller Yöresi arasında sıkışarak yükselmiş bir yayladır. Bu yükseklerde yöreye yağan bereket, başka bölgelerin insanlarını ve yaşam alanlarını besliyor. Akşehir ve Eber Göllerini besleyen ırmaklar buradan kaynaklanıyor. Dağlarından bal, ovalarından yağ akan Ege ovalarını besleyen Gediz, Büyük ve Küçük Menderes Irmakları buralardan doğuyor. İç Ege; tarımsal ve doğal kaynaklar açısından da çok zengin. Tahıl, Şeker Pancarı, Haşhaş, Elma, Kiraz üretiminin yanı sıra termal su, altın, kömür ve mermer yatakları açısından yadsınmayacak bir kaynağa sahip. Coğrafi konum büyük ve önemli bir değer kazandırmış. Ülkenin Orta Batısında bir köprü görünümünde değil mi? Karayolları ve Demiryollarının geliştirilmesiyle, İç hatlar bağlantılı Anıtkayaaltıntaş Uluslar Arası Havaalanı'nın tamamlanmasıyla ulaşım yolunun tam göbeğinde kalacak. Afyonkarahisar, Kütahya ve Uşak illeri, son yılların İç Ege'sinde, hızla gelişerek büyüyen yerleşim birimleridir. Üniversite kenti olarak gelişmelerini imalat sektörü, sağlık ve hizmet sektörleri ile tamamlamağa çabalıyor. Bakınız; tarımdan, yeraltı zenginlik kaynaklarından söz etmiyorum. Bunların yanı sıra hızla gelişen diğer alanlardır onlar. Bu üç ilin nüfus yapısı da yoğunlaşıyor, ama eğitim düzeyi Türkiye ortalamalarından üste bir türlü çıkarılamıyor. Esas sorun burada. Buralar çok eski çağlara dayanan yerleşim yerleridir. Medeniyetler kurmuş, bölgeye ve ülkeye hükmetmiş bir neslin çocukları olarak, Osmanlıya koşut oluşan ortaçağ ekonomik yapılanmasını da henüz yıkıyor. Kozalarını yenice yırtıyorlar. Artık Afyonkarahisar Kalesi'ne çıkıp, Kütahya'nın Hıdırlığına çıkıp kenti, dolayısıyla rant bölüm ve bölgelerini paylaşanlar tarihin derinliklerinde kalmış. Arada bir mafyavari çabaları olanlar çıksa da demokrasi kültürü yerleştikçe bireycilik, üretim değerleri, beraber yaşama ahlâkı ön plana çıkar olmuş. Günümüz siyasi arenasında ve devlet yönetim birimlerindeki İç Ege'li devlet adamlarının yoğunluğu, yadsınılmayacak nicelliktedir. Tüm bu varsıllığa rağmen İç Ege neden yoksul ve geri? Bu sorunun yanıtı çok derinliklerde değil. Çıplak gözle dahi görünen ve kolayca irdelenebilinen olaylar, sorunu çözen ip uçarını veriyor. İnsanlar henüz ortaçağ ekonomik yapılanmasının yarattığı zihniyetlerden kurtulabilmiş değil. Elan taassubun, yobazlıkların ve korkuların izleri yaşanıyor. İnsanları arasında yaşanan güvensizlik ve dışarıdan gelenleri kolay kabullenememe, içe kapanıklığı yaratırken; üretimi, toplumsal barış ve uzlaşıyı etkilemiş. Bunu her alandan örneklemek olasıdır. Elan, sorduğunuz bir adresi size doğru dürüst tanımlama gayretini zor görürsünüz. Devlet dairelerinde ve Belediye bürolarında kısa sürede ve kolaylıkla hizmet alamazsınız. Satın aldığınız bir taşınmazdan, daha önceki zamanda oturan bir kiracıyı, ne sizden öncekine ne de size beş kuruş para vermediği halde bir buçuk yıldan daha az zamanda mahkeme yoluyla dahi çıkaramazsınız. Dolayısıyla yörede yatırım yapacakların kolaylık, destek ve yardım görememesi en büyük engel. İşte böylesi sosyolojik mahalle baskıları, yörenin geri kalmasına kaynaklık eden sorunlar olarak ortaya çıkıyor. |