| Bİ'DAT VE HURAFELER Din, Allah'u Teala'nın peygamberler aracılığıyla, insanları, dünya ahrette rahat, huzur ve saadete kavuşturmak için bildirdiği ilahi bir yoldur. Din, insanlık tarihinin bütün devirlerinde ve bütün toplumlarda her zaman görülen evrensel ve ilahi bir gerçektir. Din, aynı zaman da fıtri bir ihtiyaçtır. İnsan hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. Din, toplum hayatının her aşamasında da var olan ve etkisini gösteren ilahi bir olğudur, sosyal bir müessesidir. Tarih boyunca hem fertleri ve hem de toplumları yakından ilgilendiren din, bid'at ve hurafelerden arınmış olarak çok iyi anlaşılmalıdır. Din, her zaman esas kaynağından doğru ve dürüst bir şekilde öğretilmeli, öğrenilmeli ve yorumlanmalıdır. Dini öğrenimi, bid'at, hurafe, aslı ve esası olmayan yalan ve iftiralar, kesinlikle katılmamalıdır. Bilindiği gibi peygamberimizin ve dört halifesinin zamanında olmayıp da, dinde sonradan meydana çıkarılan, uydurulan söz, yazı, iş ve usullere bid'at denilmektedir. Öte yandan dine, akla, fenne ve mantığa uymayan sözlere, yazılara, iş ve eylemlere de hurafe dendiğini de hep biliriz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadisi şeriflerinde mealen " Din de sonradan ortaya çıkan şeylerden kaçınınız. Çünkü bu yeni şeylerin hepsi bid'attır. Bid'atların hepsi de dalalettir. Yani yoldan çıkmadır." buyurmuştur.(1) Başka bir hadislerinde de " Bir millet, dinde bir bid'dat yaparsa, Allah'u Teala buna benzeyen bir sünneti yok eder. Kıyamete kadar da bir daha geri getirmez" buyurmuştur.(2) Bilindiği gibi itikatta ve ibadette dinin usulüne uymayan yenilikler ortaya çıkaran kimselere yani reformculara Ehl'i Bid'at denilmektedir. Bit'atcılarla ilgili olarak peygamberimiz buyuruyor ki "Yüce Allah bid'at, sahibinin orucunu, haccına, umresini, cihadını, tövbe edip günahtan vazgeçmesini ve adaletini kabul etmez. Bu kişi hamurdan kılın çekilmesi gibi İslamdan çıkar." (3) buyurmuştur. Keza Resulüllah bid'at sahibine lanet etmiş ve "Allah(c.c) meleklerin ve bütün insanların laneti bid'at sahibinin üzerine olsun" buyurmuştur. Yüce Allah'ın katında makbul din olan İslam dini, bütün hurafelerden, efsanelerden, bid'atlardan ve sonradan uydurma olan her şeyden arınmış olan, yalancılığı red eden, insanları günahkâr değil bilakis Allah'ın kulu olarak kabul eden, onlara hayatta çalışma ve iyi yaşama imkânları veren, bedenin ve ruhun temizliği emreden bir dindir. Müslüman; yalnız Allah'a inanan, yalınız Allah'a ibadet eden ve Allah'tan yardım dileyen kimsedir. O, hayırdan olan her şeyin Allah'tan şerden olan her şeyinde kişinin kendi nefsinden olduğuna inanır. O, şeyin Allah'tan olduğuna, dönüşünde yalnız yüce Allah'a olacağına inanır. Bütün bunlara rağmen bazı yörelerimizde bir kısım bölgelerimizde, adeta insanı hayret ve dehşete düşürecek şekilde bid'at ve hurafelerin taraftar bulduğu da bir realitedir. Bilhassa köy ve kentlerde hanımlar arasında bid'at ve hurafelerin daha yaygın olduğu görülmektedir. Özellikle türbe ve yatır ziyaretlerinde; şifa istenmesini, dilekte bulunulmasını, ağaçlara bez çaput bağlanmasını, nazar bocuğu, atnalı, özellik otu kolyesi, kurt, ayı, kartal ve leylek gibi hayvanların dış " Ve kemiklerinden medet umulmasını akılla, mantıkla, fen ve teknikle ve dinimizle bağdaştırmak asli mümkün değildir. İslam dinine göre türbe ve yatırlara adak adanmaz, kurban kesilmez, mum yakılmaz, bez- çaput bağlanmaz- para yapıştırılmaz, para atılmaz, yenilecek şeyler bırakılmaz, - el yüz sürülmez, eğilerek ve emekleyerek girilmez, türbe ve yatırlardan medet ve şifa umulmaz, etraflarında dönülmez, türbelerin Çin de yatılmaz. Saydığımız bu bidat ve hurafeler ile benzerleri, dinimizce kesinlikle yasaklanmıştır. Bunların İslam dini ile alakası yoktur, her şey Allah'tandır. Tekke ve türbelere mum yakmak cahiliye çağının âdetidir. Ateş preslerden, Fenikelilerden, paganizm kalıntısı olarak Hıristiyanlıktan önceki Helen ve Romalılardan, Hıristiyanlara geçmiştir ve bugün için bir Hıristiyan âdetidir. Bu nedenle tekke ve türbelere veya ölünün kaldırılacağı yere mum yakmak bir Hıristiyanlık özentisidir. Tekke ve türbelere bez- çaput bağlamak ise Göktürklerden ve Şamanizm den, kalma bir adettir. Hastalara mum veya kurşun dökmekte batıl bir inançtır. Bunların İslam dini ile uzaktan yakından alakası yoktur. Bunlar dinimizin yasakladığı ve günah saydığı fiil ile hareketlerdir. Bidat ve hurafeler; Kuran ve sünnetle tespit edilen İslam'ın safiyetini zedeler ve Müslümanlarında şahsiyetini zorlaştırır. Kur'an-ı kerim ve peygamberimizin sünnetini doğru anlamalıyız. Dinimizin yasakladığı bid'at ve hurafelerin inançlarımıza karışmaması için gerekli önlemleri almalı ve tedbirli olmalıyız. Bunun için bid'at ve hurafeler konusunda bilgilenmeliyiz. Selam ve saygı ile |